Matbaa’dan Daha Önemli Bir Faktör

UFKUN ÖTESİNDE

Nezih Kuleyin

Türkiye Bilişim Derneği, “Bilişim Teknik Bilimini kalkınmada bir araç olarak kullanmak” amacıyla kurulmuş bir dernek olması nedeniyle, kalkınma ile ilgili kavramları bütün boyutları ile bu ortamda tartışmamızın olası olduğuna inanıyorum.

Türkiye’nin batı toplumlarında başlayan sanayi devrimini yakalayamamasına en önemli gerekçelerden birisi olarak gösterilen matbaanın iki yüz yıldan fazla bir süre gecikerek ülkemize gelmesi en önemli neden midir? Yoksa daha önemli bir nedenin varlığından söz edebilir miyiz?

Ben geri kalmamıza etki eden başka bir faktörün matbaadan daha önemli olduğuna düşünmekteyim. Bence Osmanlı’ya hâkim olan zamanı belirleme tekniğinin standart mekanik saat kullanımına çok uygun olmaması bu nedenle de mekanik saat kullanımının matbaadan daha uzun süre gecikmesi kalkınmamızı olumsuz olarak en fazla etkileyen faktörlerin başında gelmektedir.

Mekanik saatler yani o zamanki deyişle alafranga saatler günü yirmi dört saate, her saati önce dörde bölüyor ve her saat altmış dakikadan oluşuyordu. Batı toplumları için bağımsız bir göstergeydi saat;  her şey saate göreliydi.

Oysa biz zamanı namaz saatlerine göre ölçüyorduk. Muvakkitlik kurumu namaz saatlerini halka doğru olarak bildirmek için vardı ve biz de bir saat yaptık ama onu tüm ülke çapında hatta iki şehir arasında bile kullanmamız imkansızdı çünkü her yerde namaz saati güneşin durumuna göre değişiyordu.

Aslında insan kısıtlı bir zaman aralığında yeryüzünde bulunduğu için her şeyi zamanı verimli kullanmak için üretiyordu. Yemeği kaşık ve çatalla daha hızlı yiyor, Tekerlekli araçla daha hızlı hareket ediyor. Matbaa ile bir kitabı çok daha hızlı üretiyor ve zaman kazanıyordu. Tüm bunlar kendisine ayırdığı zamanı göreli olarak uzatmak içindi.

Gelelim saate: Saat zamanın göstergesi o olmazsa plan yapamıyorsunuz, ama sadece plan da değil seri ve paralel iş kavramlarını da oturtmanız mümkün değil.

Kanuni Sultan Süleyman zamanında Avusturya Arşidükü Ferdinand’ın bir elçisi Anadolu’ya gelen Busbecq yazdığı mektuplarında bir şey hariç her şeyin Osmanlı’da Avrupa’dan iyi olduğunu belirtmektedir. Kötü olarak belirttiği şey ‘zaman kavramının olmamasıdır.

Kendisine çok geniş zaman aralıklarında randevu verilmektedir. Randevular namazlardan önce ve sonra tanımlamalarıyla verilmekte o da  geniş bir aralığı kapsamaktadır.

Oysa yirmi dört saat esasına dayalı mekanik saat  Avrupa’da şehir meydanlarını doldurmakta her yarım saatte çalarak zamanı tüm şehre duyurmaktaydı. Kurulabilir saatler 16. Yüzyılda hızla yaygınlaşmaya başladı alafranga saat yaygınlaşıyordu.

Dünya hızla değişmeye başladı saati kaptan’ın yanına yerleştiren İngiliz donanması saate göre planlanmış savaş taktikleri ile Dünyanın güneş batmayan imparatorluğunu kurmak üzere yola çıkmıştı bile.

Zamanı yaşatmak zamanı iyi kullananların elindedir. Zaman kendini yaşatmayı bilmeyenleri öldüren en güçlü mekanizmadır.

Ve saatin yaşamımız geç girmesi bence matbaanın geç girmesinden daha vahim sonuçlar doğurmuştur.

Böyle bir yazıyı neden yazdım. Öğrendiğimiz doğrular sorgulanmalıdır.  Yeni düşünceler yeni yaklaşımlar ortaya çıkarır. Verimsiz, anlamsız sosyal medya tartışmalarında zaman öldürdüğünü zannetmek yerine , zamanın herkes açısından verimli bir kulanım için gereken en önemli şey olduğunu anlatmak içindir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

 

 

 

 

 

Önceki Yazı TBD'de Bayrak Değişimi
Sonraki Yazı Avrasya Blockchain ve Dijital Para Araştırmaları Derneği İstanbul’da kuruldu

Benzer Yazılar

Nezih Kuleyin - Ufkun Ötesi
Kaya KILAN

Bir Türk Dili Devrimcisini Kaybettik

Türkçe’nin kuramsal gelişimine değerli katkılar ile alanında çeşitli yapıtlar veren Emin Özdemir, Bilişim Derneği’nin Türkçe Bilişim Terimleri geliştirme çalışmalarına katkıyı da esirgememiştir.