Dörtnala at süren dedem…

Yiğit Ergin

ArGe Teknik Lideri

Karel Elektronik A.Ş.

Büyük resme bakarsak eğer, insanlık tarihinin ilginç bir dönemini yaşayan nesiller olduğumuzu görürüz. Sosyal medya kullanımına geçişi ve bunun medeniyet üzerindeki etkilerini tecrübe ediyoruz. Öncesi ve sonrası olan bir geçiş dönemidir bu yaşadığımız. Kırılım, dönüşüm, değişim ne dersek diyelim, net olan bir şey var ki toplumlarda bir evrim gerçekleşiyor. Peki, nedir bu kırılım?

Tarihte bir iz, bir kalıntı bırakmak için resimler yazılar kullandı insanlar ve 3800 yıldır süregelen bir olgudur bu durum. 170 yıl kadar önce de fotoğraf çekmeye başladık. Tüm bu izlerin bazılarını özenle saklıyoruz müzelerde koruyoruz, bazıları ise evlerde, albümlerde deformasyonla ömürlerini tüketmekteler.

Bugüne kadar oluşan medeniyet kalıntılarımızın bundan sonrakilerden önemli bir farkı vardır, o da maddeden oluşmasıdır. Yağlı boya, parşömen kâğıdı, mürekkep veya birinci sınıf fotoğraf baskısı maddeseldir, elle tutulur. Yaşama dair bu kalıntıları oluşturmak ilk zamanlar ayrıcalıklı küçük bir gruba aitken zaman içerisinde yaygınlaştı ve artık birçoğumuz güzel resim albümlerimizle tarihe iz bırakabildik.

Şimdi biraz da son duruma ve geleceğe bakalım. İnsanlık tarihinin kalıntıları, mevcut dönüşümle birlikte madde olmaktan veri olmaya evrilmiş durumda. Ürettiğimiz fotoğraflar, videolar, sesler, yazılar sürekli biriken bir veri akışına dönüşmüş durumda. Bunu bir akarsuya benzetebiliriz. Birçok farklı su kaynağından beslenen, her biri su kaynağı ile başlayan birçok kılcal su damarı olan büyük bir akarsu. Kaynaklardan çıkan suları farklı ortamlarda saklıyoruz. Önce küçük bardaklarda topluyoruz ki bunlar telefonlarımızın hafızalarıdır, sonra bu bardakları daha büyük kovalara boşaltıyoruz ki bunlarda bilgisayarlarımızı sabit diskleridir. Kovalar dolduğundaysa ya yeni bir kova alıyoruz veya kovaları havuzlara boşaltıyoruz ki bunlar da veri merkezleridir. Bazen bardaktaki suyu direk havuza atıyoruz veya iCloud, Google Photos, Flickr, Instagram gibi göllere, denizlere gönderiyoruz. Buradan eksabyte, zetabyte gibi devasa veri boyutlarını gösteren istatistiklere dalabiliriz elbette ama biz doğa içinde kalmaya devam edelim.

Veri merkezlerinde biriken veriler medeniyetimizin gelecekteki kalıntılarıdır. Artık fotoğrafçılara gidip kâğıt baskı yaptırmak, cd, dvd üzerinde müzik albümleri oluşturmak gibi işler angarya olarak görülüyor. Baştaki tezimize geri dönersek, kalıntılarımız artık maddesel değil bilişseldir. Dünyanın bir yerinde, bir veri merkezinde, büyük veri depolama ve sunucu sistemleri içerisinde, bir sabit diskin içerisindeki bir manyetik fark olarak vardır ve bu şekilde var olmaya devam edecektir. Güzel haber şu ki, bu kalıntılar maddesel olmadığından, eski bir resim albümünün uğradığı deformasyona ve çürümeye maruz kalmayacaktır. Medeniyetimiz, bu kalıntıları hiç kaybolmayacak şekilde tutmaya, varlığını korumaya devam edecektir.

Örneğin facebook ölen kişilerin hesapları için bir veraset sistemi tanımlamıştır. Hesap, profil fotoğrafının köşesine iliştirilecek bir siyah kurdele ile açık olarak tutulacak, yeni bir eklenti yapılamayacak, fakat hesabın varisleri tarafından yönetilebilecektir. Şöyle düşünelim, dedemin dedesinin instagram hesabını açıyorum ve gençliğinde dörtnala at sürerken, arkasındaki eşinin çektiği videoyu izliyorum. O sırada dedemin dedesi nağralar atarak eşine hava atıyor. Arada bilmediğim kelimeler var ama içindeki duyguyu çok iyi görebiliyorum. Biraz daha kaydırıyorum sayfayı ve ülkenin zor dönemlerindeki paylaşımlar çıkıyor karşıma, dedemim doğruluk ve iyilikten taraf olduğunu görüp gurur duyuyorum.

Bizler bunu yaşayamayacağız elbette fakat torunlarımızın torunları, bırakacağımız kalıntılarla böyle bir imkana sahip olacak. Bundan önceki 3800 yılda maddesel kalıntılar ürettik, bundan sonraki 3800 yılda ise bilişsel kalıntılar üreteceğiz ve biz bu kırımın tam ortasındaki nesiller olarak türümüzün ilk örneklerini oluşturuyor gibiyiz her gün çektiğimiz fotoğraflar ve videolarla, yazılarımızla desteklediğimiz veya eleştirdiğimiz olaylarla. Bu yazı da bir veri merkezindeki diskin içinde bir manyetik alanı olarak yerini alacaktır elbette.

Bir küçük not daha: Bu kalıntıların belki de en tipik özelliği veriyle birlikte oluşan zaman imzasıdır. Sadece yaşadığımız an için kalıntı oluşturabiliriz geçen ay veya gelecek ay için değil. Onun için alın sevgilinizi çıkın doğaya bağırın içinizdekini, bir selfi çubuğu olsa da tepenizde, görsün gelecek nesiller bu dönüşümü yaşayan ilk nesil nasıl da güzel izler bırakmış ve bildiğiniz doğruların izini bırakın doğru zamanda. Doğrularınız doğru çıkarsa ne mutlu, kandırıldıysanız da silersiniz bazı izleri, geçer gider. Bilmem anlatabildim mi?

 

Önceki Yazı Son Yılların Üç Önemli Bilimsel Devrimi Ve Tırtıldan Kelebek Olma Okulu
Sonraki Yazı Özgür Yazılım ve Linux Günleri 2017, 8-9 Nisan’da

Benzer Yazılar

0 Comments

No Comments Yet!

You can be first to comment this post!