Bilişim ve Demokrasi

Ersin TAŞÇI

TBD Yönetim Kurulu Üyesi

Demokrasinin vazgeçilmez iki unsuru olan iletişim ve ifade özgürlüğü; Bilişim teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte yepyeni boyutlara ve olanaklara kavuşmuştur.

Son yirmibeş yılda insanların birbiri ile iletişim kurmalarını sağlayan internetin küresel bağlamda gelişmesi ve sosyal medya uygulamalarının milyarlarca kullanıcıları ile en geniş enfermasyon kanalı haline gelmesi doğal olarak siyaseti de doğrudan etkilemiştir.

Bilişim teknolojilerinin demokratik rejimin işleyişine ilk katkısı ve etkisi 2008 yılında Barack Obama’ nın ABD Başkanı seçilmesi ile sonuçlanan ABD Başkanlık Seçimlerinde olmuştur.

2008 seçimlerinde ABD Başkan adayı olan Barack Obama geleneksel medyaya ve televizyona ilgi duymayan gençlere ulaşmak için sosyal medyayı kullanmaya karar verdi.

Bunun için ilk yapması gereken projenin başına en uygun kişiyi getirmekti. Bu kişi Mark Zuckerberg ile birlikte Facebook’u kuran 1983 doğumlu Chris Hughes idi. Chris göreve gelmeden  önce barackobama.com yayındaydı ama o da etkin olarak kullanılmıyor ve Obama konuşma yaptığı zamanlarda trafiği kaldıramayarak çöküyordu.

Chris Hughes’ in yönettiği sosyal medya kampanyalarıyla Amerika Başkanlık seçimlerinde Barack Obama hem büyük kitlelere kısa sürede ve düşük maliyetle ulaşma imkanına kavuştu, ve hem de Sosyal medya üzerinden yürütülen kampanyalarla destek bağışları toplandı. ( Obama’ nın topladığı bağış 650 milyon$ , rakibi Mc Chain’ in topladığı bağış 210 Milyon $ )

Barack Obama’ nın daha 3 yaşında olan YOUTUBE’ da yayınlanan meşhur “YES WE CAN” videosu iki hafta içinde 17 Milyon insana ulaştı.

25 yaşındaki Chris Hughes 2008 yılının en iyi iletişim stratejisti seçildi.

Netice olarak Barack OBAMA seçimlerde sosyal medyayı hem ilk kullanan ve hem de şimdiye kadar en iyi kullanan lider olarak tarihe geçti.

2004 yılında kurulan Facebook ve 2006 yılında kurulan Twitter çok kısa süre içerisinde vatandaş haberciliğinin ve kitlesel organizasyonların temel mecraları haline geldiler.

2011 yılının ilk aylarında başlayan, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı derinden etkileyen halk hareketlerinin örgütlenme ve iletişim aracı olarak sosyal medya araçlarından yararlanılmasının ardından, yaşanan halk hareketlerine ‘sosyal medya devrimi’ tanımlamaların yapılmasıyla, sosyal medyanın önemi ve etkisi artarak devam etmiştir. İnsanlar başta Facebook ve Twitter olmak üzere diğer toplumsal paylaşım ağları yoluyla örgütlenerek toplantılar ve geniş katılımlı gösteriler organize etmişlerdir.

Ülkemizde; 27 Mayıs 2013 tarihinde Taksim Gezi Parkı’nda Topçu Kışlası’ nın yeniden inşaası için  iş makinelerinin parka girmesinin ardından bu haberin sosyal medya aracılığıyla kısa sürede yayılması sonucunda 28 Mayıs’ ta Taksim’ de başlayan olaylar Sosyal medya üzerinden örgütlenen ve haberleşen geniş halk kitleleri tarafından İstanbul, Ankara ve diğer birçok büyük ilde yaygınlaşmış ve 30 Ağustos 2013 tarihine kadar sürmüştür.

“Gezi Olayları” olarak yakın tarihimizde iz bırakan olaylar dizisi; Sosyal Medya, internet ve demokrasi  ilişkinin çok yönlü olarak tartışılmasını ilk defa gündeme taşımıştır.

Sosyal Medya ve İnternetin Demokrasi’nin korunması ve devamını sağlamada nasıl etkin bir güç olabileceğinin en son örneği de yine ülkemizde yaşanmış; 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilmeye çalışılan darbe girişimi; internet, sosyal medya araçları ve geleneksel medya arasında kurulan “tam zamanında ve yerinde” bağlantılar sayesinde kısa sürede önlenmiştir.

15 Temmuz gecesi Marmaris’ te tatilde olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önce daha bir senelik geçmişi olan Periscope üzerinden yayın yaparak halka ulaşmaya çalışmış, henüz çok yaygın kullanımı olmaması nedeniyle maalesef geniş kitlelere ulaşamamış, daha sonra Hande Fırat ile Facetime uygulaması üzerinden bağlantı kurarak CNNTÜRK Canlı yayınında tüm Türkiye’ ye seslenme olanağını bulmuştur.

Gerek Sayın Cumhurbaşkanı’ nın, Gerek Sayın Başbakan’ ın Mobil araçlarıyla internet üzerinden yaptığı bağlantılar ve gerekse sivil halkın sosyal medya araçları üzerinden haberleşip örgütlenerek darbecilere karşı direniş göstermesi ülkemizi  bir felaketin eşiğinden döndürmüştür.

Geçmişteki birçok örneğin aksine ülkemizde Sosyal medya devlet ve hükümet karşıtlığı için değil, rejimin korunması için büyük halk kitleleri tarafından kullanılmış, bu yönüyle de Sosyal Medya tarihinde bir ilk yaşanmıştır.

Türkiye Bilişim Derneği  bu tarihi olayın sonrasında;  Bilişim Teknolojilerinin,  Demokrasi’mizin tüm kurum ve kurallarıyla devamı ve ülkemize yönelecek her türlü tehdit ve saldırıya karşı tüm tedbirlerin alınarak etkin bir şekilde kullanılmasına dikkat çekmek üzere 8,9 Aralık 2016 tarihleri arasında 33.sünü düzenlediği TBD Ulusal Bilişim Kurultayı’nın ana temasını “Bilişim ve Demokrasi” olarak belirlemiş; Kurultay; Sayın Başbakan Binali YILDIRIM ve çok sayıda devlet yetkilisinin katılımıyla, içerik ve konuşmacılarıyla, Bilişim – Demokrasi ilişkisini kapsamlı bir şekilde irdeleyen ilk ve en kapsamlı etkinlik olma özelliğini kazanmıştır.

Kurultay’ da dağıtılan “Bilişim ve Demokrasi Ödülleri” de Bilişim ile Demokrasi arasındaki ilişkinin önem ve değerine vurgu yapan sembolik bir değer yaratılmasına vesile olmuştur.

Previous Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Bilal Eren ile Söyleşi
Next TBD'de Bayrak Değişimi

You might also like

Sorry, no posts were found.