Söyleşi: Bilişim Dergisi, İlk Canlı Yayınını Teyit.org Platformu ile Gerçekleştirdi

Bilişim Dergisi tarafından sosyal medya Instagram hesabında ilk canlı yayın gerçekleştirildi. 25 Eylül 2021 tarihinde gerçekleştirilen canlı yayına Teyit.org Editörü Nilgün Yılmaz konuk oldu.

 Eleştirel düşünme alışkanlığını ortak değer kılmayı amaçlayan bir doğrulama  organizasyonu olan Teyit.org ile internetteki şüpheli bilgiler, dijital okuryazarlık ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirmek konularında konuştuk.

Söyleşimizin tamamına tbdmerkez Instagram hesabından ulaşabilirsiniz.

Arzu Kılıç: Teyit.org platformu nedir, ne zaman ve hangi ihtiyacı karşılamak için kuruldu? Kısaca platformdan bahseder misiniz?

Nilgün Yılmaz: Teyit yanlış bilgi ile mücadele etmek ve bilgi ekosistemini eleştirel okur yazarlığa doğru iyileştirmek amacıyla 2016 yılında kuruldu. Bildiğiniz üzere 2016 Türkiye’de sık sık patlamaların yaşandığı ve toplumsal olayların yaşandığı bir dönemdi. Çok fazla kriz vardı. Bir ihtiyacın üzerine Teyit kurulmuş oldu. O zamandan beri de hem doğrulama hem de güçlendirme faaliyetleri var. Teyit bir sosyal girişim yani kar amacı güden bir kuruluş değil. Aynı zamanda uluslararası doğruluk kontrolü ağının bir parçası. Dolayısıyla onun ilkeler sözleşmesinin de imzacısı. İşlerini tarafsızlık ve şeffaflıkla yürütüyor. Sabit bir metodolojisi var uyguladığı. 2016 yılından beri çalışmaya devam ediyoruz. İkili bir perspektifimiz var. Birisi yanlış bilgiyi doğru ile değiştirme yönünde bir irademiz var. Ama sadece bu değil. Kullanıcılara aynı zamanda bunu kendilerinin de yapabileceği bir perspektif, eleştirel okuryazarlık başta olmak üzere güçlendirici bir perspektif de kazandırmaya çalışıyoruz. Aslında Teyit’e çok fazla ihtiyaç olmayan bir dünya yaratmaya çalışıyoruz. Ekim ayında beşinci yılımızı kutlayacağız.

Biz aslında çok fazla “yalan dolu” kelimesini kullanmıyoruz. “Yanlış haberi” tercih ediyoruz. İnternette dolaşan yanlış bilgilerin mühim bir kısmı aslında kasten yaratılmıyor. Bu dijital çağ dönüşümünden kaynaklı oluşan belirsizlik ve kaostan kaynaklı bir şey. Kimin kaynak kimin alıcı olduğunun biraz belirsizleştiği ve aşırı enformasyon akışından kaynaklı bir şey. Dolayısıyla gördüğümüz her yanlış bilgiyi otomatik olarak bir niyete işaret eden yalan kelimesi ile yaftalamamak bizim tercihimiz.

A.K:  Yaşamış olduğumuz kriz zamanlarında (küresel salgın, yangınlar, depremler vs..) ne gibi yanlış bilgilerle karşılaştık?

N.Y: Kriz zamanları Teyit için çok önemli. Teyit’in kuruluşu biraz kriz zamanları ile ilgili. 2016 yılında ardı ardına yaşanan patlamalar, Türkiye o dönem çok sık seçimler yaşadı. Bu gibi durumlarda genel olarak bilgi akışı çok artıyor. Sadece yanlış bilgi değil aslında. Müthiş bir bilgi akışı oluyor ve o bilgi akışı içerisinde doğru-yanlış birbirine karışabiliyor. Kriz dönemlerinde yanlış bilginin olağan zamanlardan daha çok tehlike yarattığını biliyoruz. Çünkü insanlar ya da gruplar hedef alınabiliyor, krize müdahale eden yetkililer kimlerse, onların işlerini yapmaları güçleşebiliyor. O yüzden kriz zamanlarında yanlış bilgi normal zamanlardan birazcık daha tehlikeli. Dolayısıyla teyit bu dönemlerde kriz olarak tanımladığımız dönemlerde daha yoğun çalışıyor ve önceliklendirme kriterlerine aciliyet de ekleniyor. Normalde önceliklendirme kriterlerimiz bir içeriğin yaygınlığı yani ne kadar viral olduğu ile ne kadar önemli olduğu yani demokrasiye, kurumlara, insanlara verebileceği olası zararı tartmaya çalışıyoruz. Ama kriz zamanlarında buna aciliyeti de ekliyoruz. Çünkü yayılmamış olsa bile yayılırsa zarar üretebilecek içerikleri de önceliklendirmeye başlıyoruz. Krizler o yüzden bizim için önemli. Kurulduğumuzdan beri de birçok farklı çeşit krizi yaşadık. Bunların en yaygınları patlamalar, depremler gibi birazcık daha dehşet hissinin yoğun olduğu krizler. Seçimler bir nevi kriz dönemi olarak tanımlayabiliriz. Pandemiyi (küresel salgın) de uzun zamana yayılmış kriz olarak tanımlayabiliriz.

Kriz zamanları bizim için her zaman önemliydi ve çok daha fazla çalıştığımız, kendimizi metodolojimizi de olgunlaştırmada çok öğretici olan dönemlerde bahsettiğiniz yangınlar örneğin yaşadığımız en yakın tarihli akut krizdi. Bir hafta içerisinde yaklaşık tek başına 30’a yakın yanlış bilgiyi doğruladık. Pandemi kapsamında bugüne kadar 500’e yakın içeriğin yanlış olduğunu tespit ettik. Bu gerçekten yüksek bir rakam. Çünkü toplamda yanlışladığımız içerik sayısı 4000 civarında. Yanlış bilginin tek bir içeriği yok. Çok farklı biçimlerde çıkabiliyor.

A.K: Hatalı ilişkilendirmeleri nasıl çözüyorsunuz?

N.Y: Bütün yanlış bilgiler arasında en yaygını diyebiliriz. Video ve fotoğraflar ait olduğu olay ya da olgudan koparak karşımıza geliyor. Çoğu zamanda kasıt olmuyor bu tarz içeriklerde. En kolay baş edilen yanlış bilgi türü diyebiliriz. Herkesin de çok rahatlıkla kullanabileceği “tersine görsel arama” araçları var. Hem mobilde hem de bilgisayarda bunları Google’da aratarak “tersine görsel arama mobil tarama” yazarak birden fazla araca ulaşabilirsiniz. Bunu ister telefonunuzda ister bilgisayarınızda kurarak herhangi bir görsel ya da videonun üzerine gelip, sağ tıklayıp, bunu bana internette ara dediğinizde o fotoğrafın veya videonun ilk olarak nerede hangi amaçla, hangi bağlamda paylaşıldığına ulaşabilirsiniz. Örneğin ikinci dünya savaşı ve Almanya ile ilişkilendirilen bir görsel birinci dünya savaşında Fas’ta çekilmiş olabilir. Geçen hafta Afganistan’da çekildiği iddia edilen bir görsel 2012 yılında Irak’ta çekilmiş olabilir ve bunların ilk paylaşıldığı yerlere çok rahat bir dakika içerisinde ulaşılabiliyor. Dediğim gibi internette en yaygın olanı ve en kolay baş edilen yanlış bilgi türüdür.

A.K: Açık Toplum Enstitüsü’nün geçtiğimiz yıllarda yayınlanan bir raporunda ülkemiz sahte haberlere en az dirençli ülkelerden biri olarak aktarılmıştı. Türk toplumunun sahte haberlere karşı dirençsiz olmasını nasıl yorumlarsınız?

N.Y: Bunun aslında birden fazla sebebi var. Dijital çağın gelişi ile beraber bildiğimiz hazır alışkın olduğumuz bilgi alma-verme türlerinin tamamı değişti. İşin tamamen Türkiye’den bağımsız küresel bir tarafı var. Türkiye’ye has olan tarafında belki biraz kutuplaşma etkili olabilir. Çünkü Türkiye’de kutuplaşma son yıllarda çok belirginleşti ve özellikle medyada çok seslilik çok azaldı. Dolayısıyla da doğru haberi vermekten ziyade belli bir haberi vermeye odaklı bir habercilik güveni çok yıpratan bir şey. Dolayısıyla kutuplaşmanın belirgin bir etkisi olduğunu düşünüyoruz. Küresel olarak da habere ilgi düşük. Dijital okuryazarlık becerileri konusunda biraz daha geride olabiliriz. Dijital olsun olmasın genel olarak eleştirel okuryazarlık , eleştirel düşünme biçimlerinin örgün eğitimin özellikle olağan bir parçası haline gelmesi burada çok önemli.

Herhangi bir şeyi değerlendirirken eleştirel okuryazarlığa her zaman hayatta ihtiyacımız var. Teyit’in de eleştirel okuryazarlıkla ilgili öğretmen ağı ve genel olarak eğitim camiası ile bazı ortak projeleri var.

A.K: Gerçek olmayan, paniğe yol açan, insanların korkmasına yol açan bilgi salgının (infodemi) önüne geçmek mümkün mü?

N.Y: İnfodemi aslında sadece yanlış bilgi demek değil. İnfodemi aslında bilgi salgını demek. Yani sindiremeyeceğiniz, değerlendiremeyeceğiniz ve baş edemeyeceğiniz miktarda, yoğunlukta ve hızda bilgi akışına biz infodemi diyoruz. Bu bilgi doğru olabilir. Teknik, karmaşık, çok fazla miktarda yani bütünü yakalayamayacağınız kadar kütlesel ve karmaşık, iyi organize edilmemiş, editöryel bir süzgeçten geçirmeden önünüze yığılan bilgiye infodemi diyoruz. Böyle bir bilginin doğru da olsa hiçbir faydası yok. Bilakis bilgi ekosistemini zehirleyen, kirleten bir yanı var. Bu teknik bilginin sadeleştirilmesi, karmaşık bilginin anlamlı bir şekilde düzene sokulması lazım. Yanlış bilginin de doğrusu ile düzeltilmesi lazım. Dolayısıyla birden fazla tarafı var infodeminin. İnfodemi özellikle salgınla beraber gündemimize geldi ama yeni bir şey değil. Bilgi teknolojilerindeki dönüşümle ortaya çıktı. Herkes bilginin tüketicisiydi önceden belki ama herkes üreticisi değildi. Şu anda herhangi biri herhangi bir bilgiyi, herhangi bir kaynağa dayanmadan başka birine atfederek internette paylaşabilir ve bunun yayılmasına sebep olabilir. Dolayısıyla biz infodemiye buradan bakıyoruz. Sadece yanlış bilgi çerçevesinden bakmıyoruz. Aynı zamanda çok teknik, karmaşık, bağlamından kopuk bilgi yığınlarını infodemi olarak adlandırıyoruz ve burada bir düzen, bir kod arayışımız var. Çünkü biz eleştirel düşüncenin önümüzdeki dijital çağın ortak değeri olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla da İnsanları eleştirel okuryazarlıkla, eleştirel bakış açısı ile donatmaya çabalıyoruz.

A.K: we are social 2021 raporuna göre sosyal medya kullanıcı sayıları geçen yıldan bu yana %13’ten fazla artmış.  Şu anda dünyada 4.48 milyar sosyal medya kullanıcı var  ve bu dünya nüfusunun neredeyse %57’sine eşit.  Türkiye’deki sosyal medya kullanıcı sayımız ise Ocak 2021’de toplam nüfusumuzun % 70,8’ine eşit. Bu kadar çok sosyal medyada kullanıcısı doğru haber kadar yanlış bilgiyle de karşı karşıya kalıyor ve manipüle edilebiliyor. Bireysel olarak sosyal medyada yalan ve doğru haberi nasıl anlayabiliriz,  paylaşımlarımız ile yalan haber üretme sürecine dahil olmamak için ne yapmamız gerekiyor?

N.Y: Ekosistem seviyesindeki bilgi bozukluğu sorununu tek başına haber tüketicisine yüklemek doğru bir yaklaşım olmayabilir. Burada platformlara da düşen görevler var. Sosyal medya platformları belli düzenekler üzerine kuruludur. Bu düzenekler bazen bilginin yayılmasını kolaylaştırabiliyor. Nitekim araştırmalar yanlış bilginin doğrudan çok daha hızlı yayıldığını gösteriyor. Bazı platformlar bu konuda birazcık daha proaktif davranıyorlar. Kendi platformlarını toksit/yanlış bilgiden arındırmak için belli mekanizmalar geliştiriyorlar. Örneğin Facebook ile TikTok’un üçüncü parti doğrulama anlaşmaları bunlardan biri. Hatta Teyit de bunların bir parçası. Bizim teyit ettiğimiz bilgilerin erişimleri bu platformlarda düşürülüyor. Ancak bu yeterli değil. Sosyal medya platformlarının genel olarak bu düzensizliği ile mücadele için çok daha kapsamlı önlemler almaları gerekiyor ve bu konuda da okuyuculara düşen talepkar olmak ve platformları zorlamak olabilir. Medya da bu platformları kullanıyor. Onlarada düşenler var. Ama bizim eleştirel okuryazarlık sayımızı yükseltmemiz lazım. Bununla ilgili yapılabilecek çok fazla şey var.

Teyit.org (www.teyit.org) web sayfasında #teyitpedia kategorimizde okuyuculara, içerik tüketicilerine işlerini kolaylaştırıcı yayınlar yapıyoruz. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu değil doğru ile yanlışı nasıl ayırabileceğine dair çok fazla içerik paylaşıyoruz. Örneğin iyi yazılmış haberler soğukkanlıdır. Sizde belli bir duyguyu çok fazla yükseltmez. Aksine sakin, soğukkanlı ve rasyonel bir şekilde yazılmıştır. Eğer bir haber sizde çok fazla sevinç, dehşet, korku duygusunu harekete geçiriyorsa o zaman o haberden şüphelenebilirsiniz. Bu çok önemli bir ölçüt. Bir şey eşyanın tabiatına aykırı olacak kadar olağanüstü ise bu şüphelenilmesi gereken bir şeydir.

İçeriğe nasıl rastladığınız ve kaynağı önemlidir. Çok büyük harflerle yazılmış başlıklar, çok fazla noktalama işareti kullanılması, kaynağın belirsiz olması, içeriğin tarihinin aktarılmamış olması gibi ölçütlere dikkat ettiğinizde zaman içerisinde kendiliğinden edindiğiniz bir alışkanlığa dönüşecek. Dolayısıyla karşımızdaki devasa bilgi yığınlarından yani infodemiden (bilgi salgını) korkmamıza gerek yok. Hepsi ile baş etmenin yolları var.

Pandeminin (küresel salgın) başında sosyal medya orucunu tavsiye etmiştik. Biraz uzak durmak lazım. Bilgi hayatımızın önemli bir kısmı ama tamamı değil. Her şeye bakmamız, her şeyi takip etmemiz gerekmiyor. İhtiyacımız olduğu kadarını almalıyız.

A.K: Günümüzde topluluklara ya da kişilere yönelik nefret söylemlerinin arttığını görüyoruz. Bazen yanlış fotoğraflar kullanılarak kişiler hedef gösterilebiliyor. Bunun önüne nasıl geçebiliriz?

N.Y: Yanlış bilgi bir insanın hayatını tehdit edecek bir hale gelebilir. Bir grup ya da kişi hedef gösteriliyorsa orada durup düşünmek lazım. Toplumsal sorunlar genelde çok katmanlı ve çok boyutludur. Çoğu zaman tek bir kişi veya grup bir olayın faili veya sorumlusu olamaz. Masumiyet karinesi diye bir kavram var. Bir insanın hayatını yıkıyor olabilir. Sosyal medyada Suriyeli bir kişinin çocuklara taciz ettiği ile ilgili bir haberi paylaşıp alakasız bir kişinin hayatını karartabilirsiniz. O nedenle bu tarz şeyleri kesinlikle paylaşmayın. Grupları yanlış bilgi üzerine göstermek son derece yanlış olup sonuçları acı olabilir. Genel olarak internette gördüğünüz bir bilginin doğruluğundan yüzde yüz emin değilseniz , en ufak bir şüpheniz bile varsa paylaşmamanız en doğrusudur.

A.K: Okullarında açıldığı bu dönemde çocuklarımıza eleştirel düşünme alışkanlığı edindirmek ve bilgi toplumu olma yolunda medya okuryazarlığını arttırmak için özelliklere ailelere ve bireylere tavsiyeleriniz nelerdir?

N.Y: Dijitalleşme ve bilgisayar teknolojileri ile ilgili genel olarak bir anksiyete var. Bundan yapılması gereken yasakçılık değil. Sonuçta bu dijital çağ geldi. Çocuklar bu çağın içerisinde doğuyorlar. Yasaklamak yerine öncelikle kendimiz iyi bir eleştirel okuryazar olmak daha sonra da çocukları doğru bir şekilde yönlendirmek gerekiyor. Bu çağın faydalarına odaklanmalılar öncelikli olarak. Ebeveyn olan herkesin Teyit’in dijital bültenine abone olmasını öneririm. Bu bültende ailelere dijitalleşme ile ilgili yardımcı olacak konular var.

 

 

Önceki Söyleşi:Dünya Gazetesi Köşe Yazarı, ReDis Innovation Kurucusu ve Yöneticisi Selin Arslanhan ile Yeşil Mutabakat (Anlaşma) Üzerine
Sonraki Başyazı (Mayıs Sayısı)

Benzer Yazılar

Röportajlar

“Zehirli Ağacın Meyvesi de Zehirlidir”

Avukat Gürkan Özocak: “Sosyal Medya Hesaplarınızdan Çocuğunuzla İlgili Asgari Düzeyde Fotoğraf Paylaşın” 177

Röportajlar

SİNERJİTÜRK’ün Kurucusu Abdullah Raşit Gülhan: “Eğitim sorunu çözülmeden Türkiye’nin hiçbir sorunu çözülemez”

Abdullah Raşit Gülhan: “Amacımız Beyin Göçümüzü Beyin Gücümüze Dönüştürmek” 217